Carl Gustav Jung Kirmizi Kitap 〈LEGIT〉
sadece psikolojiyi değil; sanat, edebiyat ve mistisizmi de derinden etkilemiştir. Kitabın görsel dili:
Carl Gustav Jung’un ’ı ( Liber Novus ), sadece bir psikoloji metni değil, insan ruhunun en derin ve karanlık dehlizlerine yapılmış görkemli bir keşif yolculuğudur. 1914-1930 yılları arasında kaleme alınan ve Jung’un ölümünden yaklaşık yarım asır sonra, 2009 yılında gün yüzüne çıkan bu eser, analitik psikolojinin temellerinin atıldığı "esrarlı bir başlangıç" olarak kabul edilir.
In the early 20th century, Jung was going through a period of intense personal and professional turmoil. He had recently parted ways with his mentor, Sigmund Freud, and was struggling to establish his own identity as a psychoanalyst. Jung's inner world was in a state of upheaval, marked by vivid dreams, visions, and a growing sense of disconnection from his rational, waking self. carl gustav jung kirmizi kitap
’ı tamamladıktan sonra onu bir kenara koydu ve bir daha asla yayımlanmasına izin vermedi. 1930’dan ölümüne kadar (1961) geçen 31 yıl boyunca kitap, Zürih’teki bir banka kasasında saklandı.
The Red Book is the log of that six-year journey (1913–1918). It is written as a strange, mythical narrative. The protagonist is not “Dr. Jung.” The protagonist is —and also a fool named Philemon , a warrior named Izdubar , a blind magician, and a serpent. sadece psikolojiyi değil; sanat, edebiyat ve mistisizmi de
Psikoloji tarihinin en gizemli ve etkileyici eserlerinden biri olan ’ı (Liber Novus), yirminci yüzyılın başında, İsviçreli psikiyatristin kendi bilinçdışıyla girdiği yoğun bir hesaplaşmanın ürünü olarak ortaya çıktı. Onlarca yıl boyunca bir aile kasasında saklanan bu dev eser, Jung’un analitik psikolojisinin temel taşlarını oluşturan arketipler, kolektif bilinçdışı ve bireyleşme süreci gibi kavramların doğduğu yer olarak kabul edilir.
The physical book itself is staggering. The original Red Book is huge—leather-bound, 16 inches tall, 11 inches wide. The calligraphy is painstaking: medieval blackletter script in red and black ink. The margins are filled with watercolor paintings: swirling mandalas, winged snakes, crucified gods, and the haunting image of Jung’s own soul as a floating, pregnant star. In the early 20th century, Jung was going
Have you dared to speak to the voice that lives just beneath your thoughts?
Ancak bu sadece bir kitap değildir; Jung’un 1913’te Sigmund Freud ile ayrışmasının ardından yaşadığı kişisel krizin bir haritasıdır. Jung bu dönemi “bilinçdışıyla yüzleşme” veya “kendini araştırma” olarak tanımlar. , bu sürecin ham, filtrelenmemiş ve cesur bir dökümüdür.
1913 yılı, Carl Gustav Jung için bir dönüm noktasıydı. Psikanalizin babası Sigmund Freud ile olan dostluğu ve teorik iş birliği, temel fikir ayrılıkları (özellikle libido ve okültizm konularında) nedeniyle sona ermişti. Bu ayrılık, Jung’u derin bir yalnızlığa ve mesleki izolasyona sürükledi. Ardından 1913’te, Avrupa’yı sarsacak I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, Jung korkunç vizyonlar ve rüyalar görmeye başladı. Kanlı seller, dağları aşan dev dalgalar ve buz gibi soğuk bir dünya hayalleri onu rahatsız ediyordu.